Cemaatçiler savaşı kaybetmiş Naziler gibi! Hoca'ya karşı isyan var | Denizli Online Haber | Denizli Haber

Cemaatçiler savaşı kaybetmiş Naziler gibi! Hoca’ya karşı isyan var

 Cemaatçiler savaşı kaybetmiş Naziler gibi! Hoca’ya karşı isyan var

Bir yanda fantastik bilgilerle sürekli el artıran itirafçılar… Bir yanda ‘dir’li ‘dır’lı kesin cümleleriyle memleketimin televizyon yorumcuları… Ve topu hâlâ üst akıllara atan politikacılar… Bu kakafoniden sağlıklı bir analiz çıkarmamız zor. Cemaatçiler savaşı kaybetmiş Naziler gibi! Hoca’ya karşı isyan var

Türkiye’de Gülen’le ilgili yayımlanmış objektif akademik çalışma sayısı bir-ikiyi geçmiyor. Dünyada Cemaat’i en iyi incelemiş isimlerden biri, hatta kimilerine göre ilki Utah Üniversitesi Siyasal Bilgiler Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan Yavuz… Yavuz, bir dönem Cemaat’e yakın durmuş, Fethullah Gülen ile defalarca mülakat yapmış, 2000’li yılların sonunda ise Hürriyet’te yayımlanan üç açıklamayla net bir mesafe koymuş biri. Cemaat’le ilgili ilk uluslararası akademik çalışmayı yaptı. İkinci kitabı Oxford Üniversitesi Yayınları’ndan çıktı. Kendisiyle FETÖ’nün son durumunu ve Türkiye’de bu yapıları yaratan toplumsal ahlak sorununu konuştuk.

FETÖ darbeyle neyi amaçladı?

– Bu, siyasal İslam, yani AK Parti ile sosyal İslam’dan beslenen Cemaat arasındaki iktidar kavgasının silahlı şekilde devamı. Amaç AK Parti hareketinin kurucusu ve sembolü Sayın Cumhurbaşkanı’nı ortadan kaldırmaktı. 17-25 Aralık’ta yarım kalan işin devamıydı. Türkiye’yi -büyük oranda Amerika ve Batı beklentilerini karşılayacak şekilde- yeniden yapılandıracaklardı. Bir ‘altın nesil diktatörlüğü’ inşa edilecekti. ‘Altın subaylar’ın emekli edilme endişesiyle darbe erkene alındı. Hedef, şeriat ya da İslamcı bir rejim değil, gücü tekelleştirmekti.

Gülen’in bizzat örgütlediği kesin mi?

– Bu sorunuza “Evet” dedirtecek kadar ‘kesin deliller’ yok. Ama ordudaki sempatizanlarının yaptığı konusunda var. Fethullah Gülen “Bana sempatizan olanlar yapmış olabilir ama ben emir vermedim” demeye getirdi. Böylesine derin sonuçları olacak bir darbenin, o onaylamadan yapılması mümkün değil. Ama bunun bir Amerikan mahkemesinde ispat edilmesi çok zor. Elimizde yazılı veya sözlü bir emir kaydı henüz yok.

Örgüt nasıl böyle iz bırakmadan hareket edebiliyor?

– Cemaat’in ‘görünmeyen yüzü’ hep kapalı kaldı, sosyolojik hiçbir çalışma yapılmadı. Bu gizli yönünü, itaatkâr yapısına dayanarak ‘Opus Dei’ye benzetirim. Bu karanlık tarafı açmak isteyenlerin başına büyük çoraplar örüldü. Hep kapalı devre çalıştı.

Nasıl?

– Gazeteciler, öğretmenler, doktorlar, polisler, ordu, avukatlar, yargıçlar gibi meslek gruplarına göre halkalar var. Bu halkaların içinde dikey ve yatay bir ilişki ağı işliyor. Halkalar arası ilişkileri düzenleyen ‘imamlar’ var. Ama üç halka, gizli ve tepeye yani Gülen’e bağlı. Bunlar polis, ordu ve mali konular. Hoca’nın en yakınındakiler bile bu üç halkadaki gelişmeleri bilmez. Hoca hayat hikâyesi ‘Küçük Dünyam’da hep tedbirli olmayı, gizlenmeyi vurgular. Sonraları Cemaat’in Ankara’daki kılavuzu Polis Akademisi oldu, kriminal işlerle iç içe geçti. Kılavuzu polis olan hareketin burnu kriminal işlerden, dinlemelerden, şantajlardan çıkmadı.

Prof Dr. Hakan Yavuz

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.